Kayıt OlAnasayfaSSSAramaGiriş yap

Paylaş | 
 

 Dreamfall:The Longest Journey

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TheAnswer
uzman çavuş
avatar

<b>Mesaj Sayısı</b> <b>Mesaj Sayısı</b> : 52
<b>Yaş</b><hr> Yaş<hr> : 34
<b>Şehir</b> Şehir : New York
Çapkın

MesajKonu: Dreamfall:The Longest Journey   Perş. 2 Tem. - 5:44:15

Her hikayenin başlangıcı ve bitişi vardır derler...Bu da onlardan biri mi?

Eveeet.Bir oyun incelememize daha hoşgeldiniz.Bu gün de(gerçi akşam oldu)mükemmel bir oyunun tanıtımını yapacağım.Umarım beğenirsiniz.(ve bunlar bana +rep olarak döner umarım)


Bundan 9 yıl öncesine dönüyoruz şimdi,The Longest Journey'e.Yaşlı bir teyzecik,hikaye anlatıyordu oyunun başında.April Ryan ve "Balance" konulu bir hikaye.April Ryan,18 yaşındaydı. Evinden ayrılmış,Newport Venice’de bir yurtta kalıyordu ve güzel sanatlar öğrencisiydi. Teyzemizin hikâyeye başlamasıyla bizde kendimizi April Ryan’ın çok sık gördüğü(ya da gördüğünü sandığı) bir rüyada buluyorduk. Farklı bir dünyadaydık. Bir ağaca yardım edip, bir yumurtayı kurtardıktan sonra çıka gelen ejderha her şeyin annesi olduğunu, bizimde bütün geleceğin annesi olduğumuzu söylüyordu. Uyanıp daha kendimize gelmeden yurttan dışarı çıktığımızda bankta oturan Cortez, nasıl olduğunu anlayamadığımız bir şekilde rüyalarımız hakkında konuşuyor ve bizim kaderimizden, seçilmiş kişi olduğumuzdan bahsediyordu.

AŞKIMSIN APRIL!...

April Ryan ilk başta her ne kadar bunlara inanmasa da, rüyalarına fazla kulak asmasa da zamanla kendini inanılmaz bir hikâyenin içerisinde buluyordu. April Ryan gerçektende seçilmişti. Evrende Arcadia ve Stark isimlerinde iki farklı gezegen yer almaktaydı. Stark bizimde üzerinde yaşadığımız bilim ve endüstri üzerine kurulu olan bir gezegen. Arcadia ise sihir ve kaos üzerine kurulu bir gezegen. Bu iki gezegenin geleceği “balance” adı verilen bir denge sistemi ile Tower’da bulunan bir Guardian tarafından sağlanmaktaydı. Tower’ın Guardian’sız olduğu bir zamanda Chaos Vortex(Siyah, mürekkep gibi yayılan kaos, macera boyunca April Ryan’a ve White Dragon’a her seferinde daha da güçlenerek saldırır) Vanguard(Her iki gezegenin oluşumunda yer alan bilim adamlarından oluşan topluluk, bilim ve sihir arasında ki dengeden sorumludurlar) ve liderleri Jacob McAllen(Cortez’in kardeşi, Vanguard’ın kurucusu, üzerinde deneyler yaparak ruhsal olarak ikiye böldüğü Gordon Halloway’i Guardian yaparak iki gezegeni de istediği gibi yönetmeyi planlayan bir tanrı-Kin) bunu fırsat bilerek dengeyi yok etmek ve iki gezegeni birleştirmek istemekteydi. Karşılarında ise iki dünya arasında seyahat etmesini sağlayan “shift” yeteneği ile ileride Guardian olacağını düşündüğümüz April Ryan, White Dragon(April’in tanıştığı ilk tanrı-kin, Arcadia’da büyük bir ağacın yanında yaşamakta) ve Cortez(McAllen’ın kardeşi, April’in en önemli yardımcısı) vardı.

Biraz kibirlisin amma aşkımsın

Her ne kadar ben bir kaç paragrafa konuyu sığdırsam da aslında bu hikâye çok ciddi bir çalışmayla oluşturulmuş, derin, özgün, hiçbir açığı, eksiği olmayan kusursuz bir hikâyeydi. Bütün hikâye oyunun başında oyuncuya verilmeyerek adım adım April Ryan ile neler olup bittiğin anlamaya çalışmıştık. Ve oyunun öyle bir sonu vardı ki…. Eminim bütün macera oyuncuları ağzı açık bir şekilde son videoyu seyretmişti. Oynamayanlar için biraz spoiler olacak ama oyunun sonunda April Ryan, denge için kendisini bir düzeneğe yerleştirdiğinde gerçekten Guardian olmadığını, aksine baş düşmanı Halloway’in Guardian olduğunu öğreniyordu. Ancak Guardian olmasa da o seçilmişti ve iki gezegen arasında ki dengeyi McAllen’ın Halloway üzerinde ki etkisini yok ederek o ayakta tutmuştu. Oyunun sonunda tıpkı iyi ve kötü, siyah ve beyazın ayrı kalması gerektiği gibi Stark ve Arcadia’nın da ayrı kalması gerektiği vurgulanmıştı ama kafamızda bir sürü soru işaretiyle tabii ki.

Nerde kalmıştık?...

Dreamfall’a “The Longest Journey” den bildiğimiz bir karakterle Brian Westhouse ile başlıyoruz. “The Longest Journey” de April ilk kez Arcadia’ya gideceği sırada Cortez, April’in Stark’a geri dönebilmesi için orada Brian’ı bulmasını söylemişti.

Brian, 1902 yılında Boston’da doğmuş, gençliğini denizlerde geçirdikten sonra Hindistan’da 1930’da Cortez ile tanışmıştır. “Shifter” olmamasına rağmen Arcadia’ya seyahat edebilmiştir. Bu seyahati her ne kadar kendisi hissetmese de 275 yıl sürmüştür ve 49 yaşında Arcadia’ya ulaşmıştır. Evet, oyunun başında Brian’ın önünde iki yol vardır. Ama onun seçimi çok önceden yapılmıştır. Geride bir günlük bıraktıktan sonra ayin başlar ve Brian, yeni gezegenimiz olan “The Winter”a gider. Hemen ardından Chaos Vortex(undreaming) ile karşılaşıyoruz. Henüz burada ne olup bittiğini anlayamadan Casablanca’da oldukça egzotik bir plajın yanında bir hastane odasında komada yatan genç ve güzel bir kız çıkıyor karşımıza. Babası başında umutsuz beklerken Zoe Castillo bizimle konuşmaya ve olan biteni anlatmaya başlıyor. Zoe bize dünyada gerçekten çok kötü şeylerin olup bittiğini ve bunu bilenlerin tek tek öldüğünü söyledikten sonra hikâye hakkında çok fazla bir şey bilmeden oyuna başlıyoruz.

İkinci Nine Vakası!...

Dikkat ettiyseniz yine hikayeyle başlıyoruz.Nedense oyun yapımcıları bu kurgudan sapmamışlar,aksine daha da harmanlayarak irdelemişler.

Oyunumuz The Longest Journey’in bittiği tarihten 10 yıl sonrasında 2290 yılında Casablanca’da başlıyor. Zoe 20 yaşında bir biomühendislik öğrencisi ama okuldan atılmış, erkek arkadaşını(Reza Temiz) çok sevmesine rağmen ilişkileri bitmiş ve babasının yanına sığınarak kendini dövüş sanatlarına vermiş. Casablanca bir taraftan oldukça teknolojik diğer taraftan da bir o kadar egzotik bir şehir. Gökdelenler, uçan arabaların yanı sıra insanlar genelde tarihi görünümlerde ki evlerde yaşıyor. Internet yerini “The Wire” adı verilen genel bir ağa bırakmış. Dünyada ki her şey, televizyon, telefon, trafik vs. Wire’a bağlı. Son zamanlarda ise
Wire’da “Static” adı verilen bazı solar rüzgârlardan kaynaklanan sorunlar yaşanmakta. İnsanların Wire ile olan bağlantısı kopmakta, çok fazla trafik kazası yaşanmakta. Oyunun başında tabii ki Zoe bütün bunları televizyonda seyreden herhangi birisi.


Yine mi sen be kızım?!

The Ring adlı filmdeki saçları öne atılmış kızı hatırladınız mı?Bu kızcağız filmlerden sonra oyunlara da girdi ve parayı kırdı tahminimce :)) (bkz.F.E.A.R)

Evet bu kız Dreamfall'da da sıkça rastlayacağımız,hatta hayat hikayesini dinlerken gözlerimizi dolduracak bir kız.Açıkçası ben hikayeyi dinlediğimde(daha doğrusu görsel olarak dinlediğimde) içim burkuldu,bir buz saplandı kalbime.Neyse konuya dönelim...

Zoe bir gün evde yine miskin miskin televizyon seyrederken sıklıkla gördüğü halüsinasyonlardan birisini daha görüyor.Küçük bir kız ve bir kule beliriyor ve kız Zoe’den yardım istiyor(Bizim halkacı). Oyunun başlarında Zoe’nun gördüğü aşağı yukarı her ekranda bir süreliğine bu kız beliriyor ve Zoe’dan April Ryan’ı bulmasını istiyor.Buraları biz oynuyoruz,yani video değil.Dövüş sanatları çalışmak üzere spor salonuna doğru yola koyuluyoruz.Binadan çıkacakken bir TV'de yine kızcağızı görüyoruz,olay tekrarlanıyor."Find April Ryan.Find her,save her!"diye yırtınıyor.Tabi bizim güzel Zoe'miz nerden bilecek 10 yıl önceki olayları...
Zaten olaylar kendi kendine gerçekleşiyor,Zoe başını derde sokma konusunda Master Degree'ye ulaşıyor.Önce ulusal güvenliğin adamları tarafından tutuklanıyor,sonra da Reza'nın yönlendirdiği Jiva adlı şirkette saldırıya uğruyor.Reza'nın soyadına aldanmayın.Hiç de TEMİZ değil!Hatta bizi bu çamura batıran da o.Sonra Zoe öyle işlere karışıyor ki,April'ı da buluyor,January'yi de :)) Yok bu hiç olmadı.Bir daha yorgunken espri yapmayayım...

Neyse Jiva'da bir doktor kılıklı kadını kurtarıyoruz ki,oyun bitince keşke kurtarmasaydım ulan!diyebilirsiniz.Ama o olmasa bu kadar işe de giremezdik.Oyun boyunca 3 kişiyi oynuyoruz.Çoğunluk Zoe'de ama,April ve Alvane(Kendisi orta rütbeli bir Azadi askeri) ile oynanan bölümler sürekli aksiyon diyebiliriz.

Oyun çooooooook ama çok zor.Bitirmem neredeyse 4-5 günümü aldı,ve tam çözüm'lerden karışık bulmacalara baktım.Gugıl amcadan taratırsanız bulursunuz.Oyun boyutu 6gb'a yakın.Uzun,ama harika bir oyun.Sadece mouse kontrolü,GTA oyunlarındaki gibi esnek değil,çok daha kaba.Mouse çok önemli bir etken bu arada.
Oyun bazen sinir bozucu da olabiliyor.Ben ilk oynayışımda 500 gramlık bayram çukularını yemiştim

Dreamfall'un bir diğer hatası Sneaking modu.Splinter Cell oynayanlar hatırlar,karakter ne biçim gizli yürürdü Sneaking'te.Bizim karakterler malesef yeni sünnet olmuş çocuklar gibi apış apış yürümekten ibaret.Buna rağmen oyunu batıramaz bu eksiler.

Evet,bir incelemenin de sonuna geldik.Yakında yeni oyunlarla karşınızda olacağım.Hepinize iyi oyunlar dilerim...x)


Teşekkürler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
gNcTuRk
Yönetici
Yönetici
avatar

<b>Mesaj Sayısı</b> <b>Mesaj Sayısı</b> : 281
<b>Yaş</b><hr> Yaş<hr> : 22
<b>Şehir</b> Şehir : Burgaz
<b>Meslek</b> Meslek : WebMaster-Blogger
Şok

MesajKonu: Geri: Dreamfall:The Longest Journey   Perş. 2 Tem. - 5:51:02

asıl biz teşekkür ederiz çok saol
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://gncturk.forumm.biz
 
Dreamfall:The Longest Journey
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GncTurk / Gençliğin Sesi! :: Oyun Alemi :: İncelemeler-
Buraya geçin: